Bir kafenin tabelasında ünlü bir şairin portresi, bir tişört markasında tanınmış bir sporcunun adı ya da bir zeytinyağı ambalajında kurucunun dedesinin fotoğrafı sık rastlanan tercihlerdir. Başkasına ait ad ve görüntüyü markada kullanmak, kişilik hakkı ve marka hukuku açısından izin gerektiren bir konudur.
- Başkasının adı veya fotoğrafı, hak sahibinin itirazı hâlinde markanın önüne geçebilir.
- Yazılı ve kapsamı açık bir izin belgesi, uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltır.
- Fotoğrafın kendisi üzerinde fotoğrafçının telif hakkı da bulunabilir.
Ad ve görüntü neden korunur?
Her insanın adı, görüntüsü ve sesi kişilik hakkının parçasıdır. Bir kişinin adını ya da fotoğrafını onun izni olmadan ticari bir amaçla kullanmak, bu hakka müdahale sayılabilir ve tazminat talepleri dahil çeşitli hukuki sonuçlar doğurabilir. Marka hukuku da bu korumayı destekler: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, başkasına ait kişi adı ve fotoğrafı içeren markalara karşı hak sahibinin itiraz edebilmesine ve hükümsüzlük talep edebilmesine imkân tanır. Bu, nispi bir ret nedenidir; yani TÜRKPATENT bunu kendiliğinden incelemez, hak sahibinin harekete geçmesi gerekir. Ancak bu durum, izinsiz başvurunun güvende olduğu anlamına gelmez.
Hak sahibinin itirazı çoğu zaman yayım aşamasında gelir. Marka başvurusu yayımlandıktan sonra 2 ay içinde yapılan itirazla, başkasının adını ya da fotoğrafını izinsiz içeren bir başvurunun reddi istenebilir. Bu süre kaçırılsa bile, tescil edilen marka için ileride hükümsüzlük davası açılabilir. Ayrıca markanın kullanımı, tescilden bağımsız olarak kişilik hakkı ihlali iddiasına konu olabilir. Yani izinsiz bir markayla yola çıkan işletme, yıllar süren bir yatırımın ardından markasını kaybetme ve tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle izin konusu, başvurudan önce çözülmesi gereken bir meseledir.
Ünlü kişiler: tanınırlık riski büyütür
Tanınmış sanatçı, sporcu, sunucu ya da sosyal medya fenomenlerinin adları, ticari çekicilikleri nedeniyle en sık izinsiz kullanılan adlardır. Bir spor salonunun ünlü bir boksörün adını, bir güzellik salonunun tanınmış bir oyuncunun portresini kullanması, tüketicide bu kişilerin işletmeyle bir iş birliği içinde olduğu izlenimini yaratır. Bu izlenim, hem kişilik hakkı hem de haksız rekabet yönünden sorun doğurabilir. Ünlü kişilerin çoğu zaman kendi adlarını marka olarak tescil ettirmiş olması, bu riski daha da artırır. Böyle bir durumda izinsiz başvuru, önceki tescilli markayla benzerlik nedeniyle de engellenebilir.
Birebir ad kullanmasa bile ünlü bir kişiyi çağrıştıran markalar da sorun yaratabilir. Bir sanatçının takma adına, imza hareketine ya da tanınmış bir karikatürüne dayanan işaretler, tüketici gözünde o kişiyi hatırlatıyorsa benzer değerlendirmeye tabi olabilir. Ünlü bir kişiye benzeyen bir modelin fotoğrafını kullanmak, tüketici gerçek kişiyi düşünüyorsa dolaylı bir ihlal iddiasına yol açabilir. Tarihî kişiliklerin adları ise farklı bir değerlendirmeye konu olabilir; ancak bu alanda da kamu düzeni ve mirasçıların hakları gibi konular gündeme gelebilir. Somut durumun kendi koşullarında değerlendirilmesi burada özellikle önemlidir.
Aile büyükleri ve kurucuların portreleri
Aile işletmelerinde kurucunun ya da aile büyüğünün adı ve fotoğrafı, markanın köklü geçmişini anlatmanın doğal bir yoludur. Kurgusal bir örnekle, bir pastane zincirinin ambalajında kurucu dedenin siyah beyaz portresi yer alabilir. Bu durumda da izin meselesi ortadan kalkmaz; özellikle kişi hayattaysa onun, vefat etmişse mirasçıların tutumu önem taşır. Aile içinde bugün uyum olsa bile, ileride kardeşler ya da kuzenler arasında yaşanabilecek bir ayrılık, portrenin kimin markası olacağı konusunda anlaşmazlığa dönüşebilir. Bu yüzden aile büyüğünün adı veya görüntüsü marka yapılacaksa, ilgili kişilerden yazılı onay almak ileriye dönük bir güvencedir.
Aynı soyadını taşıyan akrabaların durumu da ayrıca düşünülmelidir. Bir soyadını marka olarak tescil ettirmek, o soyadını taşıyan diğer kişilerin kendi adlarını dürüstçe kullanmasını tamamen engellemeyebilir. Buna karşılık kardeşlerden birinin kurduğu işletme, diğerinin tescilli markasına çok yakın bir biçimde soyadını kullanırsa uyuşmazlık doğabilir. Aile işletmelerinde markanın kimin adına tescil edileceği, şirket ortaklığı ile kişisel mülkiyet arasındaki ayrım ve ayrılık hâlinde ne olacağı gibi konuların baştan yazılı olarak düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek tartışmaları önlemenin en etkili yoludur. Bu düzenlemeyi şirket esas sözleşmesine ya da ayrı bir ortaklar anlaşmasına eklemek mümkündür.
İzin belgesi ve fotoğraf telifi
Başkasının adını ya da görüntüsünü markada kullanacaksanız, iznin yazılı olması ve kapsamının açıkça belirtilmesi gerekir. İzin belgesinde hangi ad veya görüntünün kullanılacağı, hangi mal ve hizmetler için izin verildiği, iznin süresi, coğrafi kapsamı ve geri alınıp alınamayacağı düzenlenmelidir. Sözlü onay ya da sosyal medyada verilen bir beğeni, uyuşmazlık hâlinde yeterli bir kanıt değildir. İzin, marka başvurusu sırasında ya da olası bir itirazda sunulabilir. Özellikle ünlü kişilerle yapılan anlaşmalarda, izin bedelinin ve kullanım koşullarının ayrıntılı bir sözleşmeyle düzenlenmesi yerinde olur. İzin belgesinin aslını marka dosyasıyla birlikte saklamak da unutulmamalıdır.
Fotoğraf söz konusu olduğunda ikinci bir hak katmanı vardır: fotoğrafın kendisi. Portrede görünen kişiden izin almış olmanız, fotoğrafı çeken kişinin telif haklarını ortadan kaldırmaz. Fotoğraf eser niteliği taşıyorsa, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında fotoğrafçının hakları bulunur ve bu hakların yazılı olarak devralınması ya da lisanslanması gerekir. Aile arşivinden çıkan eski bir fotoğrafın bile bir fotoğraf stüdyosunda çekilmiş olabileceğini unutmayın. Portreyi bir illüstratöre yeniden çizdirmek, hem telif zincirini sadeleştirir hem de logoya daha uygun bir görsel sağlar. Bu durumda illüstratörle de yazılı bir devir sözleşmesi yapılmalıdır.
Başkasına ait kişi adı ve fotoğrafı içeren markalara karşı itiraz ve hükümsüzlük 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, fotoğrafın eser olarak korunması ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında değerlendirilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu — mevzuat.gov.tr 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu — mevzuat.gov.trTanınmış bir yüzü değil, kendi hikâyenizi markalaştırın
Başkasının adı ya da fotoğrafı markanıza anında tanınırlık ve duygusal bağ katabilir; ancak izin olmadan kullanıldığında itiraz, hükümsüzlük ve kişilik hakkı talepleriyle birlikte gelir. Ünlü kişilerde bu risk daha da büyür, aile büyüklerinde ise ileride doğabilecek anlaşmazlıklar gözetilmelidir. Yazılı ve kapsamı açık bir izin almak, fotoğrafın telif haklarını ayrıca çözmek ve markanın kime ait olacağını baştan düzenlemek, sağlam bir temel oluşturur.
Sıkça Sorulan Sorular
Ünlü bir sanatçının adını kafemin adı olarak kullanabilir miyim?
İzin almadan kullanmak risklidir. Sanatçı ya da hak sahipleri, marka başvurusuna yayım aşamasında itiraz edebilir veya tescilden sonra hükümsüzlük talep edebilir. Ayrıca kullanım, kişilik hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarına yol açabilir. Yazılı ve kapsamı açık bir izin almak gerekir.
Vefat etmiş dedemin fotoğrafını markamda kullanabilir miyim?
Kullanabilirsiniz, ancak diğer mirasçıların tutumu önem taşır ve ileride aile içinde anlaşmazlık çıkabilir. İlgili aile üyelerinden yazılı onay almak ileriye dönük bir güvencedir. Fotoğrafı çeken kişinin telif hakları da ayrıca değerlendirilmelidir. Somut durum ayrıca incelenmelidir.
TÜRKPATENT başkasının adını içeren başvurumu kendiliğinden reddeder mi?
Başkasına ait kişi adı ve fotoğrafı, nispi bir ret nedenidir ve genellikle hak sahibinin itirazı üzerine incelenir. Ancak bu, izinsiz başvurunun güvende olduğu anlamına gelmez; hak sahibi yayıma itiraz edebilir ya da tescilden sonra hükümsüzlük talep edebilir.
İzin ve marka planınızı birlikte hazırlayalım
Başkasının adı veya görüntüsünü içeren marka fikrinizi izin ve risk açısından birlikte değerlendirebiliriz.
Bizimle iletişime geçin