Bir buluşun patentlenebilmesi için yeni olması yetmez; tekniğin uzmanı kişi için bariz olmaması da gerekir. İncelemede bu soru çoğu zaman problem-çözüm yaklaşımıyla yanıtlanır: buluş hangi teknik problemi çözüyor ve bu çözüme mevcut bilgilerden kolayca ulaşılabilir miydi?
- Problem-çözüm yaklaşımı buluş basamağını adım adım değerlendirmenin yoludur
- Mucidin öznel problemi ile incelemedeki objektif problem farklı olabilir
- Tarifnamede teknik etkiyi açık yazmak değerlendirmeyi doğrudan etkiler
Yaklaşımın Üç Adımı
Problem-çözüm yaklaşımı, Avrupa Patent Ofisi uygulamasında yerleşmiş ve pek çok incelemecinin buluş basamağı değerlendirmesinde başvurduğu yapılandırılmış bir düşünme yoludur. İlk adımda, buluşa en yakın önceki teknik belirlenir; yani buluşla aynı amaca yönelen ve en çok ortak özelliği taşıyan tek bir doküman seçilir. İkinci adımda, buluşun bu dokümandan hangi teknik özellikle ayrıldığı ve bu farkın hangi teknik etkiyi doğurduğu tespit edilir; bu etkiden yola çıkılarak objektif teknik problem formüle edilir. Üçüncü adımda ise tekniğin uzmanı kişinin, bu problemle karşılaştığında önceki teknikteki öğretilere bakarak buluştaki çözüme ulaşıp ulaşmayacağı sorulur.
Bu yapının amacı, geriye dönük bakışın yarattığı yanılgıyı azaltmaktır. Bir çözüm bir kez görüldükten sonra neredeyse her zaman basit görünür; 'bunu herkes düşünebilirdi' demek kolaydır. Yaklaşım, değerlendirmeyi buluşun kendisinden değil, başvuru tarihindeki bilgi düzeyinden başlatarak bu eğilimi dengeler. Üçüncü adımda sorulan soru da önemlidir: uzman kişi çözüme ulaşabilir miydi değil, önceki teknikteki bir öğretinin yönlendirmesiyle ulaşır mıydı? Bu ince fark, pek çok başvurunun kaderini belirler. Buluş basamağı kavramının genel çerçevesini ayrıca ele aldığımız yazımız, bu yaklaşımın hangi ilkeye hizmet ettiğini daha geniş biçimde anlatır.
En Yakın Önceki Tekniği Doğru Seçmek
Bir tarım makinesi üreticisi düşünün: pulluk bıçaklarına nemli toprağın yapışmasını azaltan, bıçak yüzeyinde titreşim oluşturan bir düzenek geliştirmiş. Araştırma raporunda iki doküman çıkıyor: biri titreşimli bir beton sıkıştırma makinesini, diğeri yüzeyi kaplanmış yapışmaz bir pulluk bıçağını anlatıyor. Hangisi en yakın önceki tekniktir? Genellikle aynı amaca, yani toprağın bıçağa yapışmasını önlemeye yönelen ve yapısal olarak en çok ortak özelliği taşıyan pulluk dokümanı seçilir. Beton makinesi ise ikinci adımda, uzman kişinin başka bir alandan ilham alıp almayacağı sorusunda gündeme gelebilir. Başlangıç noktasının yanlış seçilmesi, bütün değerlendirmeyi farklı bir sonuca götürebilir.
Başvuru sahibi açısından pratik ders şudur: buluşunuzu anlatırken, bildiğiniz en yakın çözümü açıkça tanımlayın ve buluşunuzun ondan nasıl ayrıldığını gösterin. Bu, incelemecinin sizin için daha uzak ya da daha yakın bir başlangıç noktası seçmesini engellemez; ancak sizin bakış açınızı tarifnamede kayıt altına alır. Başvurudan önce yapılacak kapsamlı bir önceki teknik taraması da en yakın dokümanı sizin bulmanızı sağlar. Böylece istemlerinizi o dokümana göre konumlayabilir, sürprizlerle karşılaşma ihtimalini azaltabilirsiniz. Yenilik ve tekniğin bilinen durumu kavramlarının bu taramadaki rolünü ayrıca incelemenizi öneririz.
Öznel Problem ile Objektif Problem Arasındaki Fark
Mucitlerin sık yaşadığı bir şaşkınlık vardır: kendi çözmek istedikleri problemle incelemede formüle edilen problem birbirini tutmaz. Örneğin bir kahve makinesi geliştiricisi, cihazın içinde kireç birikmesini önlemek için su haznesine bir iyon değiştirici kartuş yerleştirmiş olabilir. Ancak araştırmada benzer bir kartuş içeren bir su ısıtıcısı çıkarsa, buluşun bu dokümandan farkı belki yalnızca kartuşun konumudur. Bu durumda objektif teknik problem 'kireci önlemek' değil, 'kartuşun değiştirilmesini kolaylaştırmak' gibi daha dar bir şekilde yeniden formüle edilebilir. Değerlendirme artık bu dar problem üzerinden yapılır ve sonuç da buna göre değişir.
Objektif problem formüle edilirken bir kural daha önemlidir: problem, çözümün ipuçlarını içermemelidir. 'Kartuşu hazne kapağına yerleştirerek değişimi kolaylaştırmak' şeklinde bir problem tanımı, cevabı soruya gömmüş olur ve buluşu bariz gösterir. Başvuru sahibi ya da vekili, inceleme raporuna yanıt verirken bu tür formülasyonlara itiraz edebilir. Burada etkili bir argüman kurmak, buluşun ayırt edici özelliğinin gerçekten hangi teknik etkiyi doğurduğunu somut olarak gösterebilmeye bağlıdır. Her dosyanın dinamikleri farklı olduğu için bu argümanın somut durumun kendi koşullarında kurulması gerekir. Genel bir şablona dayanmak çoğu zaman yetersiz kalır.
Tarifnamede Teknik Etkiyi Görünür Kılmak
Problem-çözüm yaklaşımının başvuru hazırlığına en doğrudan yansıması, tarifnamedeki teknik etki anlatımıdır. Buluşun ayırt edici özelliğinin hangi sonucu doğurduğu yazılmamışsa, incelemeci bu etkiyi kendisi tahmin etmek zorunda kalır ve genellikle daha zayıf bir etki varsayar. Örneğin bir ambalaj makinesinde folyo kesme bıçağının açısını değiştirdiyseniz, bunun daha az fire, daha temiz kesim ya da daha az bıçak aşınması sağladığını açıkça yazmanız gerekir. Mümkünse bu etkiyi karşılaştırmalı deney sonuçlarıyla desteklemek, ileride yapılacak tartışmalarda elinizi güçlendirir. Etkinin tarifnamede baştan yer alması, sonradan ileri sürülen yeni etkilere göre çok daha ikna edicidir.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta da teknik etki ile ticari avantajın karıştırılmamasıdır. 'Ürün daha ucuza satılabilir' ya da 'müşteriler daha çok beğenir' gibi ifadeler teknik etki değildir ve buluş basamağı değerlendirmesinde ağırlık taşımaz. Maliyet düşüşü ancak daha az malzeme kullanımı veya daha kısa üretim süresi gibi teknik bir nedene bağlandığında anlam kazanır. Vekilinize buluşunuzu anlatırken, 'neden daha iyi' sorusunun cevabını teknik terimlerle vermeye hazırlıklı olun. Bu cevap, hem istemlerin kurgusunu hem de inceleme sürecindeki savunmanızı şekillendirir. Patent istemleri yazımızda bu kurgunun nasıl yapıldığını ayrıca bulabilirsiniz.
Buluşun patentlenebilirlik şartları ve buluş basamağının tekniğin bilinen durumu karşısında değerlendirilmesi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu — mevzuat.gov.trProblemi Doğru Tanımlayan Buluşu Doğru Savunur
Problem-çözüm yaklaşımı, buluş basamağı değerlendirmesini sezgiden çıkarıp izlenebilir bir yapıya kavuşturur. Başvuru sahibi için bu yapıyı bilmek, en yakın önceki tekniği önceden tanımlamak, buluşun ayırt edici özelliğinin doğurduğu teknik etkiyi tarifnamede açıkça yazmak ve inceleme raporundaki problem formülasyonunu dikkatle okumak anlamına gelir. Ticari faydayı teknik etki sanmamak ve çözümün ipucunu içeren problem tanımlarına itiraz etmek, bu sürecin en sık karşılaşılan iki kritik noktasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Objektif teknik problem neden benim anlattığım problemden farklı?
Çünkü objektif problem, araştırmada bulunan en yakın önceki tekniğe göre yeniden belirlenir. Buluşunuzun o dokümandan farkı ve bu farkın doğurduğu teknik etki problemi tanımlar. Araştırmada sizin bilmediğiniz daha yakın bir doküman çıkarsa, problem de daha dar bir biçimde formüle edilebilir.
Maliyet avantajı buluş basamağı için yeterli olur mu?
Tek başına maliyet avantajı teknik bir etki sayılmaz. Maliyet düşüşü daha az malzeme kullanımı, daha kısa işlem süresi veya daha az enerji tüketimi gibi teknik bir nedene dayanıyorsa, bu teknik neden değerlendirmede dikkate alınabilir. Bu nedenle etkiyi teknik terimlerle anlatmak gerekir.
Başvurudan sonra yeni bir teknik etki ileri sürebilir miyim?
İleri sürülebilir, ancak etkinin başvuru tarihindeki tarifnameden anlaşılabilir olması beklenir. Tarifnamede hiç değinilmeyen bir etkiye sonradan dayanmak çoğu zaman zayıf bir argüman olarak görülür. Bu nedenle olası teknik etkileri başvuru aşamasında açıkça yazmak en güvenli yoldur.
Buluşunuzun Problemini Birlikte Tanımlayalım
Buluşunuzun teknik problemini ve etkisini başvuru öncesinde birlikte değerlendirebiliriz.
Bizimle iletişime geçin