Bize ulaşın! 0535 664 07 63 [email protected] Hukuk Hizmetleri: cmyhukuk.com

Markam Yurt Dışında Kopyalandı, Ne Yapabilirim?

İhracata başlayan pek çok işletme, markasının hedef ülkede başkası adına tescil edildiğini fark ederek sarsılır. Bunun nedeni basittir: marka hakkı ülkeseldir ve Türkiye'deki tescil sınırın ötesinde kendiliğinden hüküm doğurmaz.

Kısaca

Marka Hakkı Ülkeseldir

Sınai mülkiyet haklarının temel özelliklerinden biri ülkesellik ilkesidir. Bir marka hangi ülkenin sicilinde tescilliyse yalnızca o ülkenin sınırları içinde koruma sağlar. Türkiye'de tescilli bir markanın Almanya'da, Rusya'da ya da Körfez ülkelerinde kendiliğinden bir hükmü yoktur.

Bu ilke ihracatçılar için en sık gözden kaçan hukuki gerçektir. Ürün yıllardır o pazara satılıyor olsa bile, o ülkede tescil yoksa markayı kullanmaya devam etme imkânı güvence altında değildir. Tescil yokluğu, distribütör değişikliği gibi sıradan bir olayda bile ciddi bir açık yaratır.

Daha da kötüsü, o ülkede markayı adına tescil ettiren kişi sizin ihracatınızı durdurabilir. Kendi ürününüz, kendi markanızla o pazara giremez hâle gelebilir; bu tablo, ihracata yeni başlayan çok sayıda işletmenin her yıl karşılaştığı bir sorundur.

İlk İş: O Ülkede Tescil Durumunu Analiz Edin

Kopyalama iddiasıyla karşılaşıldığında yapılacak ilk iş, hedef ülkenin marka sicilinde araştırma yapmaktır. Aynı ya da benzer bir işaretin kimin adına, hangi tarihte ve hangi mal ve hizmetler için tescil edildiği netleştirilmelidir.

İkinci olarak kendi kullanımınızın delilleri toplanmalıdır. İhracat faturaları, gümrük beyannameleri, katalog, fuar ve reklam kayıtları, o pazardaki geçmişinizi göstermek bakımından kritik önemdedir.

Bu iki tablo yan yana konmadan strateji belirlenemez. Kimi ülkede öncelik tescile, kimi ülkede fiilî kullanıma bağlıdır; hangi yolun açık olduğu tamamen bu ayrıma göre değişir. Bu nedenle her hedef ülke için ayrı bir yol haritası çıkarılması gerekir.

Madrid Protokolü ve Ulusal Başvuru Yolları

Yurt dışında koruma için iki temel yol vardır. Birincisi, her hedef ülkede o ülkenin ofisine doğrudan ulusal başvuru yapmaktır. İkincisi, Madrid Protokolü kapsamında tek bir uluslararası başvuruyla birden fazla ülkeye yönelmektir.

Madrid sistemi, Türkiye'deki başvuru veya tescile dayanarak işler ve tek dosya üzerinden çok sayıda ülkeye uzanma imkânı sağlar. Ancak her ülke ofisi kendi mevzuatına göre inceleme yapar ve ret kararı verebilir; sistem otomatik bir tescil vaadi değildir.

Hangi yolun tercih edileceği hedef ülke sayısına, sektöre ve büyüme planına göre değişir. Az sayıda ülke hedefleniyorsa ulusal başvurular, geniş bir pazar planı varsa uluslararası sistem genellikle daha yönetilebilir olur. Seçim yapılırken markanın hangi ürün gruplarında kullanılacağı da baştan netleştirilmelidir.

Kötüniyetli Tescile Karşı O Ülkedeki Yollar

Markanız hedef ülkede başkası adına tescil edilmişse, o ülkenin hukukuna göre yayına itiraz, hükümsüzlük ya da kullanmama nedeniyle iptal yollarına başvurulabilir. Hangi yolun açık olduğu ve başvuru süreleri tamamen o ülkenin mevzuatına bağlıdır.

Neredeyse tüm ülkelerde, o ülkede yerleşik olmayan hak sahiplerinin yerel bir vekil aracılığıyla temsil edilmesi zorunludur. Türkiye'de de benzer bir kural vardır: yerleşim yeri yurt dışında bulunanlar Kurum nezdinde ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilebilir ve vekilsiz yapılan işlemler yapılmamış sayılır.

Bu süreçlerin aşamaları, süresi ve maliyeti ülkeden ülkeye ciddi biçimde farklılaşır. Bu nedenle harekete geçmeden önce hedef ülke bazında ayrı bir değerlendirme yapılması, tek tip bir plan uygulamaktan çok daha sağlıklıdır.

İlgili Mevzuat

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.160/3 uyarınca yerleşim yeri yurt dışında bulunanlar Kurum nezdinde ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir; vekil aracılığıyla yapılmayan işlemler yapılmamış sayılır. Taklit ürünlerin Türkiye'ye girişine karşı m.159/2-b kapsamında gümrük ve serbest bölge dâhil alanlarda el koyma tedbiri istenebilir. Ayrıca 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.57, hak sahibinin başvurusu üzerine eşyanın alıkonulmasını ve süresinde ihtiyati tedbir kararı getirilmezse eşyanın bırakılmasını düzenler.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu

Özet: İhracattan Önce Tescil Planı

En etkili koruma sonradan açılan davalar değil, önceden yapılan planlamadır. Fuara katılmadan, distribütör görüşmelerine başlamadan ve ilk konteyner yola çıkmadan önce hedef ülkelerde başvuru yapılması, sonraki tartışmaların büyük bölümünü önler.

Distribütörlük ve bayilik sözleşmelerine markanın karşı taraf adına tescil edilemeyeceğine ilişkin açık bir hüküm konulması da koruyucu bir adımdır. Uygulamada kötüniyetli tescillerin önemli bir kısmı eski iş ortakları eliyle yapılmaktadır. Markanın mülkiyetinin kime ait olduğunun sözleşmede açıkça belirtilmesi de yerinde olur.

Türkiye tarafında ise taklit ürünlerin ülkeye girişine karşı gümrükte önlem alınabilir. Gümrük mevzuatı kapsamında hak sahibinin başvurusu üzerine eşyanın alıkonulması mümkündür; ayrıca gümrük ve serbest bölge dâhil alanlarda el koyma tedbiri istenebilir.

Sık Sorulan Sorular

Türkiye'deki tescilim yurt dışında koruma sağlar mı?

Hayır. Marka hakkı ülkeseldir ve Türkiye'de alınan tescil yalnızca Türkiye sınırları içinde hüküm doğurur. Hedef ülkede koruma için o ülkede tescil gerekir.

Madrid Protokolü ile tek başvuruda her ülkede tescil alınır mı?

Madrid sistemi tek dosyayla birden fazla ülkeye yönelme imkânı verir, ancak her ülke ofisi kendi mevzuatına göre inceleme yapar ve ret kararı verebilir. Sistem otomatik tescil garantisi sağlamaz.

Markam yurt dışında başkası adına tescillenmişse ne yapabilirim?

O ülkenin mevzuatına göre yayına itiraz, hükümsüzlük veya kullanmama nedeniyle iptal yollarını değerlendirmeniz gerekir. Bu işlemler kural olarak o ülkede yetkili bir yerel vekil aracılığıyla yürütülür.

İhracat pazarlarınızda markanız korumasız mı?

Hedef ülke listesine göre tescil planı çıkarmak için Yıldırım Patent ile iletişime geçin.

Bizimle iletişime geçin