Bize ulaşın! 0535 664 07 63 [email protected] Hukuk Hizmetleri: cmyhukuk.com

Koreografi ve Dans Eserlerinde Telif

Bir koreografın haftalarca üzerinde çalıştığı dans dizisi, müzik veya resim gibi bir eser olarak korunabilir. Ancak her dans adımı eser değildir; korumanın sınırını anlamak, hem kendi koreografinizi savunmak hem de başkasının dansını videoya çekip paylaşırken hangi izinlerin gerektiğini bilmek için gereklidir.

Kısaca
Koreografi ve Dans Eserlerinde Telif — bölüm şeması
Yazının bölüm akışı: Koreografi ve Dans Eserlerinde Telif

Hangi dans eser sayılır?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, dans, koreografi, pandomim ve benzeri sözsüz sahne eserlerini ilim ve edebiyat eserleri arasında sayar. Bu, koreografinin romanlar veya tiyatro oyunları gibi korunabileceği anlamına gelir. Ancak korunmanın şartı, eserin sahibinin hususiyetini taşımasıdır: hareketlerin seçimi, sıralanması, sahnedeki yerleşimi, müzikle kurduğu ilişki ve bir bütün olarak ifade ettiği anlam, koreografı başkalarından ayıran özgün bir yaratım ortaya koymalıdır. Bir çağdaş dans topluluğu için hazırlanmış, belirli bir hikâyeyi anlatan ve kendine özgü hareket dili olan bir sahne eseri, bu şartları çoğu zaman karşılar.

Buna karşılık tek tek dans adımları, bir halk oyununun geleneksel figürleri veya düğünlerde herkesin bildiği sosyal danslar, kimsenin tekelinde değildir. Bir vals adımı, bir halay figürü veya popüler bir sokak dansı hareketi, herkesin kullanabileceği ortak bir dil gibidir. Koruma, bu ortak dilden yararlanılarak kurulan özgün kompozisyona yöneliktir. Kısa ve basit hareket dizilerinin, özellikle sosyal medyada yayılan birkaç saniyelik akım danslarının eser niteliği taşıyıp taşımadığı ise tartışmalı olabilir ve her örnekte ayrıca değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede dizinin uzunluğu kadar, ne ölçüde özgün ve tanınabilir olduğu da önem taşır.

Koreografinizi kayda geçirmek: ispat meselesi

Koreografi, kâğıt üzerinde değil bedende yaşayan bir eserdir; bu da onun kime ait olduğunu ve ne zaman yaratıldığını ispatlamayı zorlaştırır. Eser sahipliği kural olarak eserin yaratılmasıyla doğar ve tescil zorunlu değildir; ancak bir uyuşmazlıkta sahipliği ve tarihi göstermek sizin elinizdeki kanıtlara bağlıdır. Prova videolarını tarihli olarak saklamak, koreografinin ana hatlarını yazılı notlar veya dans notasyon sistemleriyle kaydetmek, ilk sahnelendiği gösterinin programını ve afişini arşivlemek bu açıdan değerlidir. Kanun metninde yazılı koreografiden söz edilmesi de, eserin bir biçimde sabitlenmesinin önemine işaret eder.

Koreografinin bir ekip çalışmasıyla ortaya çıktığı durumlar sık görülür: koreograf ana yapıyı kurar, dansçılar provalarda kendi önerileriyle bazı bölümleri geliştirir. Bu gibi durumlarda kimin eser sahibi, kimin icracı olduğu tartışma konusu olabilir. Dans topluluklarının ve okulların, koreograflar ve dansçılarla yaptıkları sözleşmelerde eser üzerindeki hakların kime ait olacağını, eserin başka topluluklar tarafından sahnelenip sahnelenemeyeceğini ve kayıtların nasıl kullanılacağını açıkça yazması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları önler. Mali hakların devri yazılı yapılmalı ve devredilen haklar tek tek belirtilmelidir. Prova sürecinde kimin hangi bölümü önerdiğini kısa notlarla kaydetmek de ileride işe yarar.

Dans videosu paylaşırken üç ayrı hak

Bir dans gösterisini videoya çekip internette paylaşmak, en az üç ayrı hak katmanına dokunur. Birincisi koreografın eser üzerindeki haklarıdır: koreografinin kaydedilmesi ve umuma iletilmesi onun iznine bağlıdır. İkincisi dansçıların, yani icracı sanatçıların haklarıdır: performanslarının kaydedilmesi ve yayınlanması üzerinde bağlantılı hakları vardır. Üçüncüsü ise dansa eşlik eden müziğin haklarıdır: müzik eserinin sahipleri ile kullanılan kaydın yapımcısının izinleri ayrıca gerekir. Bir okulun yıl sonu gösterisini çeken bir veli ile aynı gösteriyi tanıtım amacıyla yayınlayan dans okulu, bu katmanlar açısından farklı sorumluluklar taşır.

Sosyal medyadaki dans akımları, bu katmanlı yapının en görünür örneğidir. Bir koreografın hazırladığı kısa bir dans dizisini, platformun kendi müzik kütüphanesindeki şarkıyla birlikte yeniden yapmak, platformun lisans koşulları çerçevesinde çoğu zaman sorun yaratmayabilir. Ancak aynı dansı bir markanın reklam videosunda kullanmak veya bir dans kursunun ücretli içeriğinde öğretmek, platform içi kullanımın ötesine geçen ticari bir kullanımdır. Bu durumda hem koreografın hem de müziğin hak sahiplerinden ayrıca izin almak gerekebilir. Koreografın adını belirtmek iyi bir uygulamadır, ancak tek başına izin yerine geçmez.

Dans okulları, yarışmalar ve ticari kullanımlar

Dans okulları, başka koreografların eserlerini öğrencilerine öğretmek ve gösterilerde sahnelemek istediğinde dikkatli olmalıdır. Ünlü bir sahne eserinin koreografisini bire bir kopyalayıp okul gösterisinde sahnelemek, özellikle bilet satılan ve kaydedilip yayınlanan gösterilerde, izin gerektirebilir. Bazı koreograflar ve topluluklar, eserlerinin belirli koşullarla sahnelenmesine lisans verir. Yarışmalarda ise çoğu zaman yarışmacının kendi koreografisini sunması beklenir; başka bir koreografın eserini kendi eseri gibi sunmak, hem telif hem de yarışma kuralları açısından sorun yaratır. Böyle bir durumda koreografla önceden iletişime geçip kullanım koşullarını yazılı olarak netleştirmek hem saygılı hem de güvenli bir yoldur. Esinlenilen bir eserden yola çıkıp yeni bir koreografi kurmak ise farklı bir durumdur ve genellikle daha az risk taşır.

Koreografların kendi eserlerini ticari olarak değerlendirmesi de mümkündür: bir sahne eserinin başka topluluklara lisanslanması, bir müzik klibi için koreografi hazırlanması veya bir reklam filminde dans kullanılması gibi. Bu tür işlerde sözleşmeye, koreografinin hangi mecralarda, hangi süre boyunca ve hangi coğrafyada kullanılabileceği, koreografın adının nasıl anılacağı ve eserin değiştirilip değiştirilemeyeceği yazılmalıdır. Sık yapılan hata, klip veya reklam işinde koreografinin tüm haklarının süresiz olarak yapımcıya bırakılmasıdır. Hangi hakların devredileceği, işin kapsamına göre somut olarak değerlendirilmelidir. Ücretin yanında kullanım kapsamını da pazarlık konusu yapmak gerekir.

İlgili Mevzuat

Dans ve koreografi gibi sözsüz sahne eserleri ile icracı sanatçıların bağlantılı hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunur.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu — mevzuat.gov.tr

Hareketin de bir sahibi var

Koreografi, bedenle yazılan bir eserdir ve özgün olduğu ölçüde müzik veya edebiyat eserleri gibi korunur. Hangi dansın eser sayıldığını bilmek, koreografinizi tarihli kayıtlarla belgelemek, video paylaşımında koreograf, dansçı ve müzik haklarını ayrı ayrı düşünmek ve ticari işlerde sözleşmeyi dikkatle kurmak, hem kendi emeğinizi hem de başkalarının haklarını korur. Emin olmadığınız bir kullanımda izin istemek, çoğu zaman en kısa ve en güvenli yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal medyada gördüğüm bir dansı yapıp paylaşabilir miyim?

Platform içindeki kişisel paylaşımlar, platformun müzik lisansları çerçevesinde çoğu zaman sorun yaratmayabilir. Ancak aynı dansın reklam, ücretli kurs veya başka bir ticari amaçla kullanılması, koreografın ve müziğin hak sahiplerinden ayrıca izin almayı gerektirebilir. Somut durum ayrıca değerlendirilmelidir.

Koreografimi korumak için tescil yaptırmam gerekir mi?

Hayır. Eser sahipliği eserin yaratılmasıyla doğar ve tescil zorunlu değildir. Ancak bir uyuşmazlıkta sahipliği ve tarihi ispat etmek için prova videolarını, notasyonları ve gösteri programlarını tarihli olarak saklamak büyük önem taşır; bu kayıtlar sizin en güçlü kanıtınız olur.

Dansçılar koreografi üzerinde hak sahibi olur mu?

Dansçılar, performansları üzerinde icracı sanatçı olarak bağlantılı haklara sahiptir. Koreografinin yaratılmasına özgün katkı sağladıkları durumlarda ise eser sahipliği tartışması doğabilir. Bu nedenle toplulukların, haklarının kime ait olacağını sözleşmeyle önceden belirlemesi önerilir. Somut katkı ayrıca değerlendirilmelidir.

Koreografinizi birlikte değerlendirelim

Eser koruması, sözleşme ve video paylaşımı konularında seçeneklerinizi birlikte gözden geçirebiliriz.

Bizimle iletişime geçin