Açık kaynak yazılım herkese açık olabilir; ama içindeki buluş üzerindeki patent hakkı hâlâ birinin elinde olabilir. Bu çelişki iyi yönetilmelidir.
- Açık kaynak lisansı telif iznidir, patent muafiyeti değildir.
- Modern lisansların çoğu açık patent hükümleri içerir.
- Katkı yapan, farkında olmadan patent lisansı verebilir.
Açık Kaynak ile Patentin Farklı Düzlemleri
Açık kaynak yazılım, kaynak kodunun görülebildiği ve belirli koşullarla kullanılıp değiştirilebildiği bir dağıtım modelidir. Ancak bu izin, esas olarak telif hakkı düzleminde verilir. Patent ise kodun ifadesini değil, altındaki teknik çözümü, yani buluşu korur. Bir yazılım açık kaynak olarak yayımlanmış olsa bile, içerdiği yöntem üzerinde bir patent hakkı bulunuyorsa, o hak kendiliğinden ortadan kalkmaz. İki düzlemin farkını görmemek, açık kaynağı her açıdan serbest sanma yanılgısına yol açar.
Bu ayrım pratikte ciddi sonuçlar doğurur. Bir geliştirici, lisansın telif iznine güvenerek kodu kullanabilir; ama aynı buluşu kapsayan bir patent varsa, patent sahibi ayrıca hak iddia edebilir. Bu nedenle olgun açık kaynak projeleri, telif izninin yanına açık patent düzenlemeleri de ekleyerek bu boşluğu kapatmaya çalışır. Kullanıcı için doğru refleks, lisansın yalnızca kodu değil, patenti de kapsayıp kapsamadığını okumaktır.
Lisans Metinlerindeki Patent Hükümleri
Güncel açık kaynak lisanslarının önemli bir kısmı, katkı verenlerin ve dağıtıcıların kullanıcılara örtülü ya da açık bir patent lisansı vermesini öngörür. Böylece kullanıcı, kodu kullanırken katkı verenin patentiyle dava edilme riskinden korunmayı amaçlar. Bazı lisanslar ayrıca patent misillemesi hükmü içerir: kullanıcı projeye karşı patent davası açarsa, kendisine tanınan lisans sona erer. Bu mekanizmalar, ekosistemi patent saldırılarına karşı dengelemek için tasarlanmıştır.
Lisanslar bu noktada birbirinden ciddi biçimde ayrışır. Kimi lisanslar patent konusunda sessiz kalır ve boşluğu belirsiz bırakır; kimi lisanslar patenti açıkça düzenler. Bir bileşeni projeye almadan önce lisansın patent yaklaşımını incelemek, ileride doğacak uyumsuzlukları önler. Özellikle farklı lisanslara sahip bileşenleri bir arada kullanan ürünlerde, patent hükümlerinin birbiriyle çelişip çelişmediği hukuki bir uyumluluk analizini gerektirir. Bu incelemeyi baştan yapmayan işletmeler, farkında olmadan çelişkili yükümlülükler altına girebilir ve bunu ancak bir uyuşmazlık çıktığında fark eder.
Katkı Verirken Doğan Patent Riskleri
Bir açık kaynak projesine kod katan geliştirici, çoğu zaman farkında olmadan kendi ya da işvereninin patent haklarını etkileyen taahhütler verir. Birçok proje, katkı sözleşmesiyle katkı verenin ilgili patentler için lisans tanımasını ister. Kurumsal ortamda çalışan bir mühendisin verdiği katkı, işverenin patent portföyünü kapsayabileceği için, katkı politikaları hukuk ve fikri mülkiyet birimleriyle koordine edilmelidir. Aksi halde şirket, stratejik bir buluşu istemeden geniş kitleye lisanslamış olabilir.
Bu risk çift yönlüdür. Katkı veren taraf haklarını gereğinden geniş bağlarken; katkıyı alan proje de üçüncü kişilere ait patentleri barındıran kod almış olabilir. Bu nedenle olgun projeler, katkının kaynağını ve hak durumunu sorgulayan süreçler işletir. İşletmeler için doğru yaklaşım, açık kaynak kullanımı ve katkısını yöneten yazılı bir politika kurmak; hangi çalışanın, hangi projeye, hangi koşullarla katkı verebileceğini önceden belirlemektir.
Türkiye'de Yazılım Buluşlarının Patentlenebilirliği
Türk hukukunda bilgisayar programları bu haliyle patent korumasının dışında tutulur; salt bir programın soyut olarak patentlenmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, bir yazılımın teknik bir problemi teknik araçlarla çözen, teknik katkı sağlayan uygulamaları patentlenebilir nitelik taşıyabilir. Değerlendirme, buluşun teknik etki doğurup doğurmadığı üzerinden yapılır. Bu nedenle yazılım patenti sorusunun cevabı, kodun kendisinde değil, çözdüğü teknik sorunun niteliğinde aranmalıdır.
Açık kaynak bağlamında bu, hem fırsat hem sorumluluk demektir. Teknik katkı içeren bir çözüm, açık kaynak olarak yayımlanmadan önce patent stratejisi bakımından değerlendirilmelidir; çünkü yayımlama, yeniliği ortadan kaldırarak sonraki patent başvurusunu engelleyebilir. Tersine, bir çözümü bilinçli olarak kamuya açıklamak, başkalarının o buluşu patentleyip yolu kapatmasını önlemenin de bir yoludur. Her iki yolun da geri dönüşü zor sonuçları vardır; karar erken ve bilinçli verilmelidir.
Türkiye'de yazılım buluşlarının korunması 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde değerlendirilir; bilgisayar programları bu haliyle patent kapsamı dışındadır, ancak teknik katkı sağlayan çözümler patentlenebilir nitelik taşıyabilir. Somut değerlendirme uzman incelemesiyle yapılmalıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu — mevzuat.gov.trDengeli Bir Açık Kaynak Politikası
Açık kaynak ile patent, birbirini dışlamak yerine bilinçli yönetildiğinde bir arada var olur. İşletmeler için sağlam yol; kullandıkları bileşenlerin lisans ve patent hükümlerini envanterlemek, katkı süreçlerini yazılı bir politikaya bağlamak ve teknik katkı içeren buluşlarda yayımlamadan önce patent kararını vermektir. Bu üç adım, açık kaynağın esnekliğinden yararlanırken patent risklerini öngörülebilir kılar ve şirketi hem ihlal hem de istenmeden hak kaybı ihtimaline karşı korur.
Açık kaynak ve patent riskinizi birlikte yönetin
Uzman ekibimiz bileşen lisanslarınızı ve katkı süreçlerinizi patent riski açısından denetleyip politikanızı oluşturur.
Bizimle iletişime geçin